2023’ü bitirip 2024 ‘de yakın zamanda girmiş olduk. Bu yeni yılda, hem ruhunuzu hem bedeninizi hafifleterek hayatınızda taze bir havaya yer açmış olmanızı diliyorum.
Her şeyden önce kendimizle ufak bir konuşma yapalım mı? Ancak bunu zihninizle değil, kalbinizle yapmaya çalışın lütfen. En derinde bir his vardır, hani şu genellikle susturmayı seçtiğimiz ancak günü geldiğinde size “Ben bunun böyle olacağını biliyordum!” dedirten o his. Bu konuda size çok kesin bilgilerdir, diyemem fakat o fısıltının zarif sesi, haykırışa dönüşmeden arada ona kulak vermek, kendine yolculuğunun ilk adımı olabileceğini söyleyebilirim.
O fısıltıya kulak verin, onunla bu konuşmayı yapın ve bu yolculuğu aslında ne kadar istediğinizi kendinize sorun! Çünkü bazen değişime kapalı olabiliriz, bazen konfor alanımız bize iyi gelir ve bazen de yenilik isteğini kaçma duygusuyla karıştırdığımız çok olur. Bütün bunları kalbinize sorun; o, cevabı zaten biliyordur. Yeni bir yola çıkmak keyifli olduğu kadar farklı durumları da beraberinde getirir. Her zaman her şeyi doğru okumayabiliriz fakat okumaya gayret edebiliriz. Evrenin kendi işleyiş biçiminde, eğer istediğiniz yenilik sizin planladığınız yollardan ilerlemiyorsa gerçekleşmeyeceği anlamına gelmez. Bu yüzden genelde, “iste ve bırak” sistemini kullanmaya çalışırız. Burada önemli olan, adım atma cesareti göstermek ve o düzeni kırmaktır. Sonrasını serbest bırakın ve o olması gereken en doğru şekilde gerçekleşsin. Sen karar vermeye başladığında, evren senin için mutlaka çalışmaya başlayacaktır. Haydi, gelin birlikte bir yolculuğa çıkalım!
Hayatımda her şeyin iyi ve mükemmel bir şekilde ilerlediğini düşünüyordum ve kontrolün de benim elimde olduğuna kendimi inandırmaya çalışıyordum. Öyle bir an geldi, hiç bir şeyin benim kontrolümde olmadığını fark ettim… Yorulmuş ve bezmiş olan ben, sahnede vardım fakat görünür olmaktan çıkmıştım.
İşte, o an orada bir durup kalbimin sesine ulaşmaya çalışıyordum; çok derinliklerdeydi, nefes alamıyor tekrar geri dönmeye çalışıyordum. Fakat hiçbir çıkış yolum kalmamıştı. O derinlerdeki ses, “Gel!” diyordu, “Buradayım!”
Sesin geldiği yere doğru gidiyordum, zaman sanki hiç bitmeyecek gibi geliyordu, çok uzun bir yolculuktu… Her yol bitimine doğru geldiğimde; acabalar, keşkeler, korkular, değerler, inançlar yolumu kesiyordu. Çok zor bir yolculuktu; kırk yıl boyunca hiç kımıldamadan yerimde duran ben, hareket etmekteydim. İçimdeki o sese karşı koyamıyor, bütün engellere rağmen devam ediyordum. Üşüyor, titriyordum ve bir buluttan boşalırcasına ağlıyordum! Yüreğim sızlıyor, bedenim küçülüyordu!
Yol boyunca daha fazla koşmak için önce ruhumda sonra zihnimde ve daha sonra bedenimde bana ait olmayan her şeyi, önüme çıkan her bir durakta bırakıp yoluma devam ediyordum. Çok sert rüzgârlardan arkaya doğru savrulduysam da sadece önüme bakarak ve tekrar yoluma devam ettim. Ruhum, bedenim ve zihnim bir aradaydı, farkındaydım! Ruhum iyileşirken zihnim sakin kalmış ve bedenim canlıydı. Yol uzundu… Uzaktan gelen o ses, şimdi bana daha yakın gelmeye başlamıştı. Mutluydum! O güne kadar mutluluğun reçetesinin elimde olduğunu ve dilediğimde değiştirebileceğim sihirli bir kalemim olduğunu düşünen benim artık ne reçetem ne de kontrol edeceğim bir kalemim vardı.
Her şey akıştaydı; esnektim, kontrol yoktu, zihnim benimle oynamıyor bilakis bana iyi bir hizmetkâr olduğunu fark ettiriyordu…
Gittikçe iç sesime daha da yakınlaşıyordum. Her taraf karanlık ve yol hiç bitmiyordu! Şaşırtıcı olan sesin içimde büyümesiydi! Sese daha çok ulaşmak için uzun nefesler alıp veriyordum… O ana kadar, ne kadar uzun zamandan beri nefesimi tutmuş olduğu hatırladım. Yaşam kaynağım olan nefesimi kesmiş ve kendi içimde boğmuştum!
Özgür bıraktım kendimi; nefesimi, kendime yaşattığım, bana yaşatılan her bir şeyi nefesimle özgür bıraktım! Her özgür nefes beni daha çok içimdeki o sese ulaştırıyor…
Kendime ve bana yaşatılan her şeye teşekkür ediyorum…
Şaşırarak dönüp onlara yaşattıklarım için de özür diliyordum. Affetmek, özgürlüktü; özgürdüm artık!
Evet, sanırım yolun sonu görünüyor. Yavaşlayarak ilerliyorum, kocaman bir ışığın içindeydim; yedi yaşında, siyah önlüğü, beyaz yakasıyla bir kız çocuğunun sureti karşısında duruyordum. Bu küçük kız benim yedi yaşım; acılarım, mutluluklarım, haykırışlarım, gözyaşlarım, hayallerimdi!
Gözlerimin içine bakarak beni kucaklayıp “Hoş geldin!” diyordu…
… ve Hoş buldum
Hayat, sizi hiç tahmin edemeyeceğiniz şekilde bir yaşam biçimi haline getirmeye çalışır. Siz değişmeye devam ederken gelişime açık bir biçimde ortaya çıkar ve dönüşüm yoluna girersiniz. Tıpkı benim yolculuğum gibi…
Senin de dönüşmüş olmanı dilerim dostum . Biliyor musun yaşam üzerinde sadece iki canlının dönüşe bildiğini biri insan diğeri ise kelebektir . Fakat bu iki canlınında düşleyeni dönüşümü gerçekleştirir düşleyenlerden ol ve senin için aşağıya bir kaç soru bırakıyorum;
-Sevgili dostum sen neler yaşıyorsun?
-Nerelerdesin?
-Bulunduğun yer senin için ne ifade ediyor?
-Kendi değerlerinle mi yaşıyorsun?
-Kimin inançlarını yaşıyorsun?
-Yaşadığın hayat senin hayatın mı?
-İç sesine ulaşmak ister misin?
-Ve en önemlisi kendine ulaşmak ister misin?
Benimle bir sonraki buluşmaya kadar sana kocaman sarılırken kulağına biricik ve çok özel olduğunu fısıldamak isterim…




