Blog

TEPKİLİ Mİ ETKİLİ Mİ?

Yapmış olduğumuz bütün yanlışlar, tanık olduğumuz bütün saçmalıklar, işlediğimiz bütün hatalar düşünmeden davranmış olmanın bir sonucudur.

Düşünerek davranmayı nasıl öğrenebiliriz?

Birisine kızdığımızda, öteki kişinin davranışından hoşlanmadığımızda muhtemelen olayları kendi bakış açımızdan gördüğümüzü biliyorsunuzdur. Bu durumda iki seçenek önümüzde durur!

Birincisi, çok ani gelişir hiç düşünmeden karşılık veririz. Bir diğeri ise biraz düşünüp olaylara karşı tarafın gözünden bakabilmektir.

Birinci seçenek bizi her zaman çatışmaya sürükler ve tepkiye yol açar. İkinci seçenek aklımızın daha huzur içinde olmasını sağlar, bu da etkiye yol açar. Davranışa neyin yol açtığını bulmaya küçük bir zaman ayırmak, onu anlamak yolunda atılmış bir adım olur. Olayları öteki kişinin bakış açısından görebilmek, olaylara karşı daha objektif bir tavır almamız sağlar.

TEPKİYİ ETKİYE DÖNÜŞTÜREBİLMEK

Peki, tepkiyi nasıl etkiye dönüştürebiliriz?

Empati kurarak…

“Empati olgunluğun en iyi göstergelerinden biridir.” der TONGUE FU.

Karşılaştığımız herhangi bir kriz anında durup beklemek ve “karşı tarafın yaşadıklarını ben yaşasaydım ne hissederdim?” diye kendimize sorabilmek, bizi yaşadığımız sorunun çözüm tarafına doğru çekerken, karşı tarafı anlamamızı ve o anki duygu haliyle uyumlanmamızı sağlayacaktır. Tepki yapan kişi yatışır ve kendisi de etki yaratarak pozisyon almaya başlar.

Konumuza ilişkin bir değerlendirme yapmam gerekirse ki bu kendi yaşamış olduğum bir durum ile alakalı olarak, “Zaman içinde tepkiyi nasıl etkiye çevirebilirim?” sorusuna bir örnekle cevap olabilirim!

Bir yaz gününde ortak arkadaşlarımızla her zaman buluştuğumuz bir parka gitmek için sözleştik. Parka en son ben geldim ve girdiğim gibi arkadaşım ve büfe çalışanı arasında tartışma olduğunu gördüm. Arkadaşım hemen yan taraftaki büyük masaya geçmek istediğini söylüyor, çalışan arkadaş da bunun mümkün olmadığını, “ilk oturduğunuz yeri değiştiremezsiniz!” diyordu. Arkadaşım gittikçe sinirleniyor, karşı taraf da bunun olmayacağını söyleyerek inada düşüyordu. Etrafımız kalabalık ve herkesin bakışlıları bizim üzerimizdeydi. Olayı hızlıca ele alarak öncelikle çalışanın gözünden bakmaya ve ona nasıl bir etkiyle yaklaşmam gerektiğini anlamaya çalıştım.

Çalışana sakin ve gülümseyerek yaklaşmaya çalıştım. Daha düşük bir perdeden sesimi kullanarak ona, “Sanırım bugün çok yoğunsunuz, park da oldukça kalabalık ve herkese yetişmek zor olsa gerek…” dedim. Bana gergin bir şekilde “Evet” cevabıyla karşılık verdi.

Konuşmayı sürdürdüm;

“İsterseniz bu masa değişikliği için size ben yardımcı olayım, siz de diğer masalarla ilgilenmiş olursunuz…”

Sakin bir ifadeyle “Tamam, olur.” dedi. Ardından küçük bir ricada bulunarak, biz masamıza oturduktan on dakika kadar sonra siparişlerimizi almak için gelebileceğini ve bunun bizi sevindireceğini söyledim. Yatışmış bir şekilde “Elbette!” diyerek yanımızdan ayrıldı.

Etrafımızda herkes şaşkın bir şekilde bakıyordu olan bitene… Arkadaşımın istediği masaya oturduk ve tamı tamına on dakika sonra da siparişlerimizi almak üzere gülen bir yüz ifadesi ile yanımızdaydı çalışan.

Yaklaşık dört saat parkta oturduk ve belirli aralıklarla gelip bir ihtiyacımızın olup olmadığını sordu.

Belki de olayı kendi bakış açımızdan değerlendirseydik eminim ki çok ciddi bir çatışma ortamına dönecekti. Sadece yaptığım şey sakin kalmak ve olaya onun gözünden bakmak oldu. Kişi şu pozisyona girdi, “Evet yoğun bir gün, elemen sayımız az ve buna rağmen beni anlayan birileri var ve ben işimi en iyi şekilde yapmak durumundayım.”

Parkta bulunduğum zaman içinde çalışanın performansında ciddi artış olduğunu ve işini severek mutlu bir şekilde yaptığını fark ettim. Parktan ayrılırken de kendisine yaklaşarak ilgi ve alakasından dolayı ona teşekkür ederek ayrıldım.

Gözlerinde inanılmaz bir mutluluk vardı. O da olabilecek olumsuz durumları yaşamadığı için gözleriyle bana teşekkür ediyordu. Gülümsemesinden bunu çok iyi anlayabiliyordum.

Yaşamış olduğum bu tecrübede de fark ettiğimiz üzere eğer bir kaç saniye düşünüp olayla ilgili bir kaç iyi söz sarf etmeyi başarabilirsek çok daha olumlu bir eylem hattı tutturabiliriz.

Bu yolu tercih etmek genellikle daha çok çaba gerektirir. Fakat hepsini aşıp tepeye vardığımızda, gözlerimizin önüne serilen manzara tırmanmaya değecek kadar güzeldir.

Ne olursa olsun, olumlu enerji yansıtmayı seçersek aklımız ya da ruhumuz kışkırtmalardan uzak ve sakin kalır. Bu sayede iç huzurumuz nerede bulunduğumuz, kiminle karşı karşıya olduğumuz ya da ne olduğundan bağımsız kalır, onu gittiğimiz her yere birlikte götürebiliriz.

Sevgili dostum,

Huzur ve mutluluk her daim seninle olsun. Unutma, sessizliğin hediyesi bir parça mutluluktur. O bir parça mutluluk, gözlerindeki ışıktadır ve seninle her yerdedir.

Işığın daim olsun…

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Gülcan Çoban

Değişim, gelişim ve dönüşüm yolculuğunda bireylerin kendi potansiyellerini keşfetmelerine rehberlik ediyorum. Her insanın içinde var olan gücü ortaya çıkararak daha bilinçli, dengeli ve tatmin edici bir yaşam kurmasına destek oluyorum. Farkındalık kazandıran yaklaşımım ile bireylerin hedeflerine daha net adımlarla ilerlemelerine, kendilerini daha iyi tanımalarına ve yaşamlarında kalıcı dönüşümler gerçekleştirmelerine eşlik ediyorum. Bu yolculukta, kendi en iyi versiyonunuza ulaşmanız için yanınızdayım.

Son Yazılar

Hizmet Alanlarım

#değişim #gelişim #dönüşüm

Başlamaya Hazır Mısın?

Kendi potansiyelini keşfetmek, hayatında gerçek bir dönüşüm başlatmak ve hedeflerine net adımlarla ilerlemek isteyen herkes için buradayım.

“Daha mutlu bireyler için koçluk, desteklenmeye değer bir UMUTTUR.

İletişim

Hakkımda

Ben Kimim?

Vizyonum

Misyonum

Hizmet Alanlarım

Adres Tarifi

© 2026 Tüm Hakları Saklıdır GÜLCAN ÇOBAN